Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web


SiZDEN GELENLER
  Ana sayfa | SAVASA HAYIR | Antalya - Kas | Muzik | Sizden Gelenler | Ziyaretci Defteri | Komikler | Custom4 Page  




 

 

Sokrates bir ev yaptirmis nasilsa;
Es dost baslamis kusur bulmaya:
Kimi icini begenmemis:
Kizmayin ama demis;
Saniniza layik degil odalari.
Kimi cephesine catmis:
Karsidan gorunus berbatmis.
Hepsine gore de cok darmis bu ev.
Kim sigarmis bu kulubeye?
Koca Filozof: Ah, demis, keske bu evin
alabilecegi kadar
Gercek dostum olsa !
Sokrates'in sozu yerinde;
Bir ev dolusu gercek dost nerede?
Sozde herkes dost, ama gel de inan.
Dosttan bol sey de yok dunyada,
Dosttan az sey de.

                     LA FONTAiNE


 


EMEGiN DEGERi

Hindistan da cok unlu bir ressam varmis... Herkes bu ressamin yapitlarini kusursuz kabul edecek kadar begenirmis... Ve onu "Renklerin Ustasi" anlamina gelen Ranga Celeri olarak tanisa da; kisaca Ranga Guru derlermis... Onun yetistirdigi bir ressam olan Racici ise artik egitimini tamamlamis ve son resmini yaparak Ranga Guru'ya goturmus ve ondan resmini degerlendirmesini istemis... Ranga Guru ise; - Sen artik ressam sayilirsin Racaci.. Artik senin resmini halk degerlendirecek. diyerek resmi sehrin en kalabalik meydanina goturmesini ve en gorunen yerine koymasini istemis. Yanina da kirmizi bir kalem koyarak halktan begenmedikleri yerlere carpi koymalarini rica eden bir yazi birakmasini istemis. Racici denileni yapmis... Ve birkac gun sonra resme bakmaya gittiginde gormus ki, tum resim carpilar icinde ve neredeyse gorunmuyor... Cok uzulmus tabii.Emegini ve yuregini koyarak yaptigi tablo kirmizidan bir duvar sanki.. Alip resmi goturmus Ranga Guru'ya ve ne kadar uzgun oldugunu belirtmis. Ranga Guru uzulmemesini ve yeniden resme devam etmesini onermis. Racici yeniden yapmis resmi ve gene Ranga Guru'ya goturmus. Tekrar sehrin en kalabalik meydanina birakmasini istemis Ranga Guru... Ama bu defa yanina bir palet dolusu cesitli renklerde yagli boya, birkac firca ile birlikte... Ve yanina insanlardan begenmedikleri yerleri duzeltmesini rica eden bir yazi ile birlikte birakmasini istemis. Racici denileni yapmis... Birkac gun sonra gittigi meydanda gormus ki resmine hic dokunulmamis, fircalar da, boyalar da kullanilmamis.. Cok sevinmis ve kosarak Ranga Guru'ya gitmis ve resme dokunulmadigini anlatmis.. Ranga Guru ise; Sevgili Racici, sen birinci konumda insanlara firsat verildiginde ne kadar acimasiz bir elestiri saganagi ile karsilasilabilecegini gordun... Hayatinda resim yapmamis insanlar dahi gelip senin resmini karaladi... Oysa ikinci konumda onlardan hatalarini duzeltmelerini istedin, yapici olmalarini istedin... Yapici olmak egitim gerektirir... Hic kimse bilmedigi bir konuyu duzeltmeye kalkmadi, cesaret edemedi... Sevgili Racici Mesleginde usta olman yetmez, bilge de olmalisin... Emegininin karsiligini, ne yaptigindan haberi olmayan insanlardan alamazsin... Onlara gore senin emeginin hic bir degeri yoktur... Sakin emegini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartisma...

 

ASK...

Yasli ve cirkin bir tuccar; karsiligini parayla odeyecegi zevk gecesi icin olaganustu guzel ama tas kalpli bir fahiseye gitmis... Sabaha karsi, yasli adamin uykuya dalmasini firsat bilen genc kadin, soyguncu dostlarini cagirmis. Ne var ki tuccar, tilki uykusundan firladigi gibi olanca gucuyle karsi koymaya, dovusmeye baslamis. Haydutlar hem kalabalik, hem de isinin ehliymis. Onu kolayca koseye sikistirmislar. Ancak ne kadar vururlarsa vursunlar, bu zayif ve cirkin bedende hic yara acilmadigini, can alici darbelerin hic iz birakmadigini gormusler.. Bicaklarini, kiliclarini cekmisler... Ancak en keskin bicak, en acimasiz kilic bile tuccara hic bir sey yapamiyormus.... Sonunda korkup kacmislar.... Dovusu izleyen kadin, yasli adamin mucizevi gucunden etkilenmis, bir kez daha, ama bu kez 'ask' adina, tuccarla sevismek istemis. Onu hayranlikla, arzuyla, sefkatle oksamaya baslamis... Gelgelelim, guzel kadinin her dokunusunda tuccarin bedeninde yeni bir yara beliriyormus. Dovusun, darbelerin, bicaklarin, kiliclarin actigi yaralarmis bunlar... Yaralar, icten bir ilgi ve sefkat gorene dek gizli kalmislar. Sonunda tuccar kanlar icinde kadinin kollarina yigilmis, olmus..... Tam da bu turden hayatlar yasamiyor muyuz ? Asktan bunca korkmamiz da bu yuzden degil mi ? Kimsenin kollarinda yigilip can vermek istemiyoruz. cunku zaten, her yanimiz kilic yaralariyla dolu. Ama bir sekilde kapanmis, kabuk baglamis yaralar onlar.... Nasil yapmissak yapmisiz, ustesinden gelmisiz... Ama biri, o kabuk tutmus yaralari oksamaya basladiginda, yaralar tekrar aciliveriyor ve hepsinden oluk oluk kan akmaya basliyor.... Birine teslim oldugumuzda, kendimizi anlatmaya basladigimizda, icimizi doktugumuzde, bedenimiz ve ruhumuz kan revan icinde kaliveriyor.... O yuzden degil mi kendimizi tutmamiz? Birine teslim olmaktan korkmamiz? Tedirgin bir sekilde ortalikta dolanmamiz? "Anlatsam mi, anlatmasam mi?" kararsizligimiz. "Bu sevgi beni acitir mi?" kuskularimiz...." ...... Gabriel Garcia Marquez

kumdankale4t@yahoo.com